Ne sohbet bir kız ile konuşmaya

Canlı sohbet sitelerin de her gün yedi yirmidört online dost arkadaş sohbetleri devam eder. Her ne zaman bir kişinin sesini yazısını paylaşmayı hissederseniz hissedin mutlaka online olan birileri bulunur. Sohbet ederken chat yaparken aynı zaman da radyo dınleme zevkini her an online djler ile isteklerinizi dinleyebiliyorsunuz. Kız ile muhabbet edersen sürekli konular aç ki konuşmanız bitmesin ya da sıkıcı duruma gelmesin, tabiri caiz ise kız seni 'Kanka, arkadaş' olarak görecek muhabbetler açma, baktın yüz vermiyor ise, göz temasın sürsün ama gizemli bir şekilde davran, kızlar gizemli erkeklere karşı ilgi duyar. Kadınlar ne kadar şık oldukları ile ilgili güzel sözler duymak ister. ... Ayrıca kız kendi ilişkilerinden konuşmaya başladıkça kendini size daha da yakın hissetmeye başlayacaktır çünkü ilişkiler özeldir ve bir kız kendini, özel hayatını size açarken bulduğunda gerçekten size önem verdiğine ikna olacaktır ... Aslında erkekleri tecavüzcü olarak görsünler çünkü erkeklerde gördüğüm, bir erkek olarak edindiğim gözlenim resmen o yönde. Her ne kadar kendi durumuma ters düşecek bir başlık atsamda benim bahsettiğim kişiler yani belli bir yol kat edilmiş belli bir seviyeye gelinmiş kız/erkeklerdi. Bir kız alışveriş merkezinde yürüyor ve sen de o kızı çok beğendin diyelim. Hemen durumla alakalı bir gözlem yaparak , çok kolay birkaç açılış cümlesi bulabilirsin. Mesela şöyle diyebilirsin :”Yürüyüşünden ne yaptığını çok iyi bilen bir alışveriş uzmanı havası sezdim 🙂 O yüzden bana yardım etmen lazım. Bir kızla iletişim kurmanın ifadeleri basit, telaffuzu kolay olmalıdır. Üst üste çok fazla soru sormayın. Diğer kadınlar kız ile tartışma. Telaşlanma, bu gergin olduğunu gösteriyor ve her şeyi mahvediyorsun. Bir kızın konuşmasını dinlerken gözlerinin içine bak. İnternette bir kızla sohbet et Kızlar ile nasıl sohbet edilir? serkan balcı 08-15-19 Chat, Sohbet, Sohbet Odaları Kızlar ile nasıl sohbet edilir?. Birçok erkek , kızlarla nasıl iletişim kuracağını ve bunu nasıl öğreneceğini bilmiyor .Bunun birkaç nedeni olabilir. Ya bu, deneyim ve bilgi eksikliğidir ya da hazır ve etkili bilginin pratikte uygulanmasıdır. Bir sonraki düğme sonraki yabancı ile iletişim kurmak için izin verecektir. Aynı kız geri gelmez. Yeni yabancı kızlar seninle her zaman konuşmaya geliyor. Onları içten ve içten tedavi edersiniz. Sohbet rastgele rastgele bir şey hakkında konuşmak sağlar. Yabancı bir sohbet kızı her durumda sizi dinlemeye hazırdır. Kaliteli ... Anlattıkça anlatıyor ve çok konuşmaya başlıyorsunuz. Bir kişi sizi en fazla bilgisayar başın da nereye kadar dinleyebilir ki. Sohbet etmek için yazıp yada konuşmayın. Sohbet odalarina girdiniz. Chat yapıyorsunuz kız veya karşınız da bir erkek kullanıcı ilesiniz: Kişiyle konuşuyorsunuz yazdıklarınıza özellikle dikkat edin. Bir Kızla Nasıl Muhabbet Kurulur İle İlgili Anlattıklarımı Farklı Ortamlarda Nasıl Kullanırsın. Biraz önce sana anlattıklarımı farklı ortamlara ve durumlara uyarlayabilirsin. Böylece hoşlandığın kızlarla sohbet edebilirsin. Örneğin; üniversitedesin ve duvarda asılı olan duyurular var. Ve hoş bir kız bu duyurulara ...

Geçen gün attığım kitabı devam ettirdim alın bu da 2. bölüm

2020.09.03 21:15 Sunuyemre Geçen gün attığım kitabı devam ettirdim alın bu da 2. bölüm

Mert eve gitmek için ana caddeden geçip ara sokaklardan girdi.Mertin evin bulunduğu caddeye girdiğinde birini gördü.Adam tuhaftı.Dikkat çekici olduğu söylenebilirdi.Kafasında siyah şeritli kahverengi bir fötr şapka vardı.Uzun açık kahverengi bir de kaban giymişti üstüne.Beyaz tenliydi ve saçları gözükmüyordu.Burnu gayet düzgün bir erkek burnuydu.Ağzı biraz küçüktü.En azından o mesafeden öyle görünüyordu.Mert adamın hafif çekik mavi gözlerini görünce tanır gibi oldu adamı.Biraz düşündü ve adamı hatırladı.Fakat burda ne işi vardı onu daha önce buralarda hiç görmemişti.Mert adamı ortaokul günlerinden hatırlıyordu.Mertin Cemden daha çok nefret ettiği biri varsa o da oydu.Kendisine “Cücük” lakabını takan adamın adı Yükseldi.Yüksel Merte hep cücükderdi.Mert bundan hoşlanmazdı.O da hoşlanmadığı için yapardı zaten.Mert ortasınıf yıllarında çok fazla zorbalığa uğremıştı.Bu zorbalığın en büyük payı Yükseldeydi.Bir keresinde sırf şaka olsun diye Merti herkesin önünde çöpün içine atmıştı.Mert yine sinirlenmiş ve ona vurmuştu fakat Yüksel bu darbelere gülerek karşılık veriyordu çünkü Mertin deli gücü bile ona etki edemeyecek kadar güçsüzdü.Mert çok fazla ağlayan biri değildi fakat o gün sinirden ağlamıştı ve hocaları da ona kızmıştı.Çoğu zaman böyle zorbalıklarala geçmişti Mertin ortaokul yılları fakat Yükselin okuldan ayrılacağı günden bir gün önce çok kötü bir şey olmuştu.Mert sınıfta tek başına sırasında otururken Yüksel sınıftan içeri girdi.Yüksel Mertin yanına gitti ve cebinden bir bıçak çıkardı ve Merte uzattı ve şöyle dedi:
-Hey cücük!Eğer azıcık cesaretin varsa bu bıçağı elinde bi kaç tur döndür.Eğer başarırsan sana 20 lira veririm.
Mert ilk başta biraz çekindi ama her insan gibi Mert de parayı severdi.Alt tarafı bir bıçaktı birine girse bile pek bir şey olmaz diye düşündü.Ayrıca döndürmesi kolay bir bıçağa benziyordu.Bıçağı eline aldı.Biraz döndürmeye başladı fakat bir terslik vardı.Bıçağın sol tarafının üstünde sıkıca sürülmüş bir japon yapıştırıcısı olduğunu fark etti.Yükselin neden sadece bıçağın sağ tarafından tuttuğunu şimdi anlamıştı.Yüksele sordu:
+Neden böyle bir şey yaptın?
-Ne yapmışım?
+Aptala yatma.Bıçağa yapıştırıcı sürmüşsün.
-Aa evet.Hay Allah ya unutmuşum.Gel çıkartalım.
Yüksel bıçağın ve Mertin eline biraz su döktü.Kazıdılar ve bıçak çıktı.Yüksel,Mertten bıçağı tekrar aynı şekilde döndürmesini istedi.Bu istekten sonra Mertin içinde çizgiler dönmeye başladı.Kalın,yamuk,çarpık çizgiler hepsi teker teker beynine saplanmaya başlamıştı.Çünkü onunla yine alay ediyordu.Sinirden ne yapacağını şaşırmıştı.
+Ne diyorsun ulan sen?Al bıçağını da yürü git yanımdan.
Fakat Yüksel ısrarla bıçağı uzatmaya devam ediyordu.Fakat en son Yüksel de gülerek.
-Siktirgit korkak herif!Uğraşmaya değmezsin.
Tam o sırada Mertin tüm vücudundaki damarlar hızlı hızlı atmaya başladı.Bir hışımla bıçağı savurdu ve Yükselin kolunda bir çizik belirdi.Kanlar bir anda akmaya başladı.Yüksel yapmacık bir bağırmayla tüm okulu inletti.Yüksel her gün koluna jilet atıyordu zaten alışmıştı böyle bir şeye.Evet tabi ki aniden olmasından ötürü ufak bir çığlık atması normaldi fakat Yüksel çok abartmıştı.”AAAAAH KOLUM,ÖLECEĞİM SANIRIM,MERT BENİ ÖLDÜRECEK YARDIM EDİN AHHH.”Yapmacık çığlığı hocalar ve diğer öğrenciler sınıfa girene kadar devam etti.Hocalar hemen Yüksele ilk yardım yapmaya başlamıştı.Hocalar Merti müdürün odasına aldılar ve onunla konşmaya başladılar.Müdür:
-Vay be Mert!Demek sabahtan beridir gelen bıçak haberlerinin kahramanı sendin.Senden birine vurmanı beklerdim de okula böyle bir bıçak getirmeni hiç beklemezdim!
+Ama hocam bıçağı ben getirmedim ki!
-Kim getirdi o zaman?
+Yüksel getirdi.Beni kışkırttı ben de ani bir sinirle bıçağı savurdum.
-Bir de mazeret mi buluyorsun yaptığına?Ulan çocuk ölebilirdi!Hala çocuğun üstüne iftira atıyorsun.Son günü diye eski olayların intikamını mı almak istedin?Oğlum film mi çekiyoruz ulan burda?Bunların hepsi kaydına geçecek.Velinle görüşüp okuldan atılacaksın!
Ama der gibi oldu bir an Mert.Sonra vazgeçti.İçinde bir umursamazlık vardı.Okulu da geleceğini de boşvermişti.Çünkü artık bıkmıştı tüm saçmalıklardan.Gelcekte kazanacağı 3 kuruş para için değer miydi bunlara?2 kuruş kazanırdı biraz fazla çalışırdı da bu saçmalıkları çekmezdi.En azından buna değer diye düşünüp itiraz etmedi.Kaderini kabul etti.Muhtemelen olayda haklı olan kendisiydi çünkü Yüksel son gününde neden böyle bir şey yapsın?Tabi ki kendi eğlencesi için!Kendi eğlencesi için canını ortaya koymak.Sevmediği birini okuldan attırmak için dolaplar çevirmek.Bu Yüksel de deli miydi be?Neden böyle bir işe girmişti?Nerden geliyordu bu nefret diye merak ettmişti Mert.Belki de kişisel bir şey değildi.Belki de bunu yapmayı seviyordu Yüksel.Hiç soramadı çünkü o günden sonra Yükseli hiç görmedi.Bugüne kadar görmemişti yani.Peki neden bugün buradaydı diye sordu içine Mert.Evine gitmek için karşıdan karşıya geçti.Apartmandan içeri girdi.Merdivenleri tak tak çıktı.Önce kapıyı vurdu.Anahtarı vardı fakat annesinin hareket etmesini istiyordu.Hareket etmek insan vücudu için özellikle yaşlılar için sağlık bir şeydi.Annesi kapıyı açmayınca ne oluyor diye düşündü.Anahtarı cebinden çıkardı kapıyı açtı ve yavaşça içeri girdi.Mutfağa girdiğinde ise ağlayacak gibi oldu.Tüm oda kanla kaplıydı.Mert hafif bağırarak “Hassiktir ulan ne oluyor?”dedi.Rüya mı diye düşündü bir an.Çünkü rüyalarına çok benziyordu.Fakat bu tamamen gerçekti.Kafasını duvarlara vurmaya başladı.Annesi yerde kanlar içinde öylece yatıyordu.Yüzü yukarı bakıyordu.Karnından defalarca bıçaklanmıştı annesi.Gözleri hafif açıktı.Sanki Merte bakarak geç kaldın diyordu.Mertin gözlerinden hafif hafif göz yaşları akmaya başladı.Hala neler olduğunu anlayamamıştı ki aklına birden Yüksel geldi.Kendi apartmanlarından çıkmıştı.Yani öyle olmalıydı gidiş yönü bunu doğruluyordu.Kapıyı çalmıştı,annesine kendisini tanıtmıştı ve sonra…Aklı almıyordu Mertin.Bir insan neden böyle bir şey yapardı?Nerden geliyordu bu nefret?Pencerenin yanına gitti tüm yolu taradı fakat ne Yükseli gördü ne de farklı bir ipucu.İpucu aramıyordu zaten gözleri sadece Yükseli arıyordu.Annesinin yanına yaklaşamıyordu.Hem kan kokusu hem de onu öyle görmek engelliyordu kendisini.Mutfağın diğer taraflarına bakmaya karar verdi.Katilin kullandığı bıçak ortalarda gözükmüyordu fakat gözüne bir kitap ilişti.Bu onun okul fotoğraflarının olduğu kitaptı.Orada olmaması gerekiyordu bu kitiabın.Normalde hep kendi yatağının baş ucundaki çekmecede olurdu.Kitabı açtı.İlk sayfasına baktı.Sayfada “NABER CÜCÜK?”yazıyordu.Okuduğu anda her zamanki sinirlerinden biri yine kapıya dayandı.kitabı fırlattı.Yeri yumruklamaya başladı.Ağzından tek kelime çıkıyordu.”NEDEN?”Bu kelimeyi tekrarlayarak ağlayıp 1 2 dakika boyunca yerde kaldı.Yavaşça sinirini attığını düşününce kalktı ve olabildiğince soğukkanlı bir şekilde kitabı tekrar açtı.Sayfaları geçti ve son sayfada duraksadı.Sayfada Mertin tüm sınıfıyla birlikte çekilmiş bir fotoğrafı vardı.Bir kızın suratının üstünde çarpı işareti vardı.İlk görüşte anlaşılıyordu ki annesinin kanıyla çizilmişti bu işaret.Çok büyük küfürler etti Yüksele.Bu kız onun ortaokuldan sevdiği kızdı.Ona o sıralar o kadar bağlanmıştı ki onun için 6-7 tane şiir yazmıştı.Hatta bir keresinde şarkı bile yazmaya çalışmıştı.Hiçbirinde başarılı olamamıştı.Yazma konusunda yeteneksiz birisiydi Mert.Peki bunu Yüksel nerden biliyordu?Yani neden onun suratına bir çarpı çizmişti?Bu aşkı sadece Mertin annesi biliyordu.Bir an annesini öldürmeden önce annesiyle muhabbet ettiğini sorguladı.Bu mümkündü.Mertin miğdesi bulanmya başladı.Lavaboyu kullandı.Sonra her ihtimale karşı evde bulundurduğu babasının eski tabancasını beline taktı ve hiçbir yere bakmadan evden kendini attı.Artık aklına takmıştı.Yüksel ölmeliydi.Polisi bu işe karıştırmayacaktı.Muhtemelen komşular kokuyu alıp polisi arayacaktı ve belki de kendisini suçlu olarak görecekti herkes.Peki bu umrunda mıydı Mertin.Gidip Yükselin karnına şarjörde bir mermi kalana kadar sıkacaktı ve belki de o mermiyle kendini vuracaktı.Apartmandan çıktı.Allahtan tanıdık biriyle karşılaşmamıştı zira bununla uğraşacak hali vakti yerinde değildi. İlk başta Yükseli nerde bulabileceğini düşündü.Onu hemen bulmalıydı.Nereye gidebileceğini düşündü.7. sınıfta okulun yakınında bir bar vardı.Yüksel hep oraya girmek isterdi okul çıkışlarında.Mertin gözlemlerine göre böyleydi.Ama bugün onu burada bulabilmesini imkansız diye düşündü.Yine de o bara gitmeye karar verdi.Gideyim de sonrası gelir diye düşündü.Çıkmadan önce tüm parasını almıştı.Evlerinde bir bilezik de vardı fakat onu bulamamıştı.Muhtemelen Yüksel çalmıştır diye düşünmüş ve umarsızlıkla geride bırakmıştı.Otobüse bindi.Bara 2 sokak uzaklıkta olan kafenin önünde durdu.Kafasını etrafa çevirmeden direkt bara yöneldi.İçeri girdi.Klasik,barmenin yanına gitti bir bira istedi.Birayı normalde seven biri değildi fakat bara gelmişti.Bir şeyler içmesi gerekiyordu.Kafasını dağıtır diye almıştı birayı.Bir kaç yudum aldı ve ilk birasın bitirmiş oldu.Barmenle konuşmaya karar verdi.
-Birader buralara takılan yüksel adında mavi gözlü birini tanıyor musun?
Hayır diye karşılık verdi.
+Buraya gelen çok az kişiyle tanışırım.Gelmişse bile bilemem.
Mert teşekkür etti ve etrafına bakınmaya başladı.Bir umut bakıyordu.İçinde bulacakmış gibi bir his vardı.Etrafına bakarken birini farketti ve ona dikkatlice bakmaya başladı.Kız da onun tarafına bakıyordu.Normal olarak fark etti ve gözlerinin içine bakarak gülümsedi.Mertin kalbi resmen o anda uçtu gitti.Bu kızı tanıyordu.Kız da onu tanıyordu muhtemelen.Çünkü ona doğru yürümeye başlamıştı bile.Bu kız onun geçmişteki platoniği,kendisi için şiirler yazmaya çalıştığı ve başaramadığı kızdı.Bu kız nasıl oradaydı.Ne kadar da garip bir gün diye geçirdi içinden Mert.Mert de kıza bakarak gülümsedi.Kızın adı Suna idi.
-Meraba.Seni bir yerden tanıyorum da tam çıkaramadım.Acaba sen beni tanıyabildin mi?Çünkü biraz öyle bakıyorsun da.
+Merabalar Suna Su Hanım diyerek gülümsedi Mert.
Ortaokul zamanlarında bu kıza Suna Su derdi.Bu onun için cesaret isteyen bir davranıştı.Bir kaç kez söylemişti bunu ona.Sunanın da hoşuna gitmiş gibiydi.Bu lakabı bir şiirden almıştı Mert.
Suna biraz düşündü ve tekrar gülümsedi.
-Aaa Mert.Mertdi değil mi?
Mert onayladı.O an her şeyi unutmuş gibiydi.Çok mutlu olmuştu.Ne annesi,ne Yüksel…Hepsi aklından uçup gitmişti.Sohbete başladılar.
-Nerelerdesin uzun zamandır.Neler yaptın ne işle uğraşırsın nerde yaşarsın merak ettim.
Mert işten ayrıldığından vs. bahsetti.Hoş sohbetten sonra Mertin aklına Yükseli sormak geldi.Zamanında pek büyük olmasa da Suna ile Yükselin arasında bir arkadaşlık ilişkisin vardı.Sevgili değillerdi.Eğer olsalardı illa ki duyardı.Okulda konuşlurdu.Duymasa bile Mertin gözlemlerine göre aralarında böyle bir ilişki yoktu.Mert,Suna’ya olaylar hakkında bahsetmeden Yükseli sormuştu.
-Yüksel mi?Hayır okuldan sonra hiç görmedim onu.Neden sordun ki?
+Bilmem.Öylesine meraktan sordum.
-Şimdi boşver Yükseli falan.Bir telefon numaranı ver de daha sonra tekrar haberleşebilelim.Zamanında senle arkadaş olmak istemiştim faka dersler vs. yüzünden bir fırsat bulamadım.Zaten sen de pek arkadaş canlısı biri değildin.
Gülümsedi Mert..Sunanın kendisine karşı bir şeyler hissettiğini sezmişti.Mert çirkin biri değildi.Yani Suna sadece bahane olarak seni birine benzettim demiş olabilirdi.Kimin umrunda ki?Onu seviyordu.Konuşma boyunca ikisi de hep gülmüştü.
-Yarın tekrar buluşalım mı?
+Olur.Yarın saat 2de 2 sokak ötede BEY KAFE var biliyor musun?
-Evet.O zaman önünde buluşuruz.
Suna Merti dudağından öptü ve ayrıldı.Bu Mertin çok hoşuna gitmişti fakat bir gariplik vardı.Bu kadar çabuk muydu?Zamanında günlerce bunun hayalini kurmuştu.O zamanlar dersler mi bunu engellemişti?Kafası karışmıştı Mertin.Ama bazen fazla kurcalamamak en iyisi diye düşünürdü Mert.O kadar da akla takılacak bir konu değildi zaten.Kendi paranoyası diye düşündü ve bir otel bulmak için yola çıktı.Çoktan bildiği bir otel vardı.İSTAN OTEL.Oraya gitmek için yola koyuldu.Bir ara sokağa girdi ve bir olaya şahit oldu.Bir adam yolda yürüyordu ve bir kediyi gördü.Adam çöpün kenarına geçip kedinin olduğu yere kusmaya başladı.Kedi o taraftan kalkıp başka bir köşeye çekildi.Adam kusmasını bitirip kediye bakarak gülmeye başladı.Bu sırada Mert adamı tanıdı.Bu komşusu Cemdi.İzlemeye devam etti.Cem bir garip gözüküyordu.Sarhoş olabilirdi.Cem kedinin olduğu köşeye gitti,fermuarını çıkardı ve kedinin üstüne işemeye başladı.Cem sanki bundan zevk alıyordu.Kedi sinirlenmiş olmalı ki Ceme saldırdı.Cem sinirlendi ve kediyi bir tekmeyle yere serdi.Kediye defalarca vurup ölmesine neden oldu.Mert yine sinirlenmişti fakat bu sefer daha soğuk kanlıydı.Cemin arkasından yavaşça yaklaştı.Silahını çıkardı ve Cemin kafasına dayadı.Sesini kalınlaştırarak:
-Sakın tek kelime etme.Sadece dediklerimi yapacaksın.
+Sen kimsin be?
Mert,Cemin silahı fark etmesi için tetiği çekti.
-Bir daha kelime etme şimdi bu kusmuğu yalamaya başla.
Cem korkmuştu:
+Ama..
-Kapa çeneni sadece dediğimi yap.
Cem korkarak kusmuğu yalamaya başladı.
-Şimdi de yaptığın çişi yala bakalım.
+Lütfen bırak gid…
-Sus dedim sadece dediğimi yap.
Cem tanıyamadığı adamın dediğini yaptı.
-Şimdi de kediyi öpüp özür dile.
+Bunları sadece kediye vurduğum için mi yapıyorsun.O bana vumruştu ne yapabilirdim?
Mert bunu susturmadı ve susturmadığına pişman oldu.Bir hışımla ensesine silahın kabzasını vurdu,defalarca yüzünü yumrukladı ve hızını alamayıp Cemi boğmaya başladı.Başarmıştı.Cem ölmüştü.Bugüne kadar kapıldığı kıskançlığı hatırladı ve yüzünde bir gülümseme belirdi.Cemin yüzüne tükürdü.Evet.Artık o da bir kanunsuz olmuştu.Söz sahibi insanların koyduğu,sözde,toplumun uyum içinde işlemesini sağlayan kuralları çiğnemişti.Bugüne kadar hep şöyle düşünmüştü:Eğer birileri böyle kurallar koyduysa bir bildikleri vardır.Evet bir bildikleri vardı.Kendileri için bir bildikleri vardı tabiki de.Diğer insanların hergün neler yaşadığı hakkında bir fikirleri,bir bildikleri yoktu.Dünyadan çok uzakta yaşıyorlardı.Gerçek dünyadan.Aslında biliyorlardı kendilerinin görmediği dünyada neler olduğunu.Ama kimin umrundaki?Cebime vurunca bacağımın sesi değil de paramın sesi duyuluyor diyip mışıl mışıl uyuyorlardı yataklarında.Olan yine bunları kabul eden ve kuralları koyanların yanına giremeyen insanlarda oluşuyordu.Garip olan şuydu ki o insanlar da hiçbir şey yapmıyordu.Bazıları çaresiz kabul ediyordu.Bazıları ise üst kısma aşkla bakıyorlardı.Çünkü onların savunduğu şeyleri savunuyolardı.Benim dinimi savundu.Benim ülkemden olmayanları o da sevmiyor ben de demek ki o benim yanımda.Fakat böyle olmuyordu.O hep kendi keyfinin tarafındaydı.Paranın tarafındaydı.Mert Cemin işini çaldığını hatırladı ve baş ucuna 5 lira atıp otele doğru yol aldı fakat önce bir camiiden içeri girip ellerini yıkadı.
submitted by Sunuyemre to KGBTR [link] [comments]


2020.08.08 03:00 Cryst4i Beyler toplanın boktan hayatımı anlatıyorum

2001 yılında yozgat ta bi evde doğdum. Sigortasi olmadiğı için evde ebe ile doğmuşum. 1. Sınıfa kadar köyde büyüdüm. Hayatımın iyi denebilecek tek zamanları. Okuldan bi sevdiğim kız, benden hoşlanan bi tane, kavga oluduğu zaman çağırabileceğim bi abi, iyi bi dost. Her şeyim tamdı. Sonra öğrenci yetersiz olduğu için kapandı ve şehir merkezine taşındık. Her şey burda başladı. Köyde geze oynaya zaman geçiren ben, merkeze gelince şehir görmemiş bi aile sayesinde saçma sapan bi insan oldum. İyice içime kapandım. Size içe kapanık bi insandan daha kötüsünü söyleyim mi? İçi kapanık ama dışa dönük bi insan gibi davran insan. Yani ben. Sürekli birileriyle arkadaş olmaya çalıştım. Hani sürekli ortamlara girmeye çalışan, naber knk deyip yanınıza gelen o insan var ya, o bendim işte. Üstüne üstelik boyum hep kısaydı, zayıftım, esmer, hiçbir şeye yeteneğim yoktu desek yeridir. Benle sohbet eden bi kaç kişi de acıdığı içindi çogu zaman. Bugün 19 yaşıma girdim. Kaç kişinin haberi var dersiniz. Nasıl bi doğum günü geçireceğim dersiniz? Aile içi bir pasta ve face den doğum günüm olduğumu gören bi kaç kişinin işi düşer diye attığı bi kaç mesaj. Sorsanıza 19 yıl boyunca kaç sevgilin oldu diye. Siz biliyosunuz cevabı. Hep umut ettim, hayal kurdum. Şöyle ortamlarım olacak, böyle önemli olacağım diye, bi gün el ele kız arkadaşımla gezeceğim diye. Ne zaman yalnız kalsam normalmiş gibi hissetsem de insan içine çıktığım zaman eski yaşantıma dönüşüm beni öldürüyor. Hep bekleyerek geçmiş yaşam. Lise ye geçince efsane olacak. Gectim olmadı. Bi iş bulayım çok iyi olacak. Buldum, olmadı. Artık cennetten başka bekleyecek bi yerim yok. Olsa da öğrendik bişeyler. Ama rol yapmayı öğrendim beyler. Beni uzaktam görenler, daha sohbetimi duymamış olanlar havalı olduğumu düşünür. Ben kendimi zorlar da konuşmaya başlarsam ne kadar cesaretsiz ve özgüven eksikliğim olduğu ortaya çıkıyor. Daha bi kızla telefonda konuşmuşluğum yok lan dkdndfk. Sigara içmiyorum, alkol içen yanında bile bulunmamışım. Zaten benim yanımsa sadece kendi isteğiyle (iş, ev, okul zorunluluğu olmadan yani) bulunan insan sayısı 1 tane var mı lan? Şimdi nasıl hissetiğimi anlatıyım mı size? Hiçbir şey. Alışımtım lan. Dipte olmaya alıştım. İnsan adaptif bi varlık bunu bizzat söylüyorüm. Neyse beyler umarım cennet vardır da orda gerçekten mutlu olurum.
submitted by Cryst4i to KGBTR [link] [comments]


2020.06.24 15:10 BartuFendel22 Kutsanmış Kraken

FS 181 Yılının Dördüncü Ayının Yirmi Dördüncü Günü, Demir Adalar:
Laeon Greyjoy, mükemmel geçen bir gecenin ardından uyandı. Camdan güneşin ilk ışıkları sızıyordu. Karısı yatakta yoktu. Demek uyanmış, dedi içinden Laeon. Sonra bugün büyük gün olduğunu hatırladı ve hemen hizmetçileri çağırttı. İçeri hizmetçiler girdi ve Lordlarını hızla giydirdiler. Bir hizmetçi gözüne takıldı, yeni olmalı diye düşündü. Kadın, Laeon'dan gözünü alamıyordu. Laeon kadına gülümsedi ve kılıcını kemerine bağladı ve hizmetçilere iyi günler diledi. Çalışma odasına geçti ve kadehe Arbor Altını doldurdu. Şarap, Ağzında tatlı bir tat bırakıyordu. Bir kaç kadehin ardından üstat Rafford içeri girdi.
"Rahatsız ettiğim için kusura bakmayın Lordum ama Rahip Harron sizi bekliyor." Üstat Rafford iyi bir adamdı. Laeon, boş zamanlarında üstat ile tarihten konuşurdu. Birbirleriyle sohbet etmekten zevk alırlardı. Geleli bir kaç gün olmuştu ama ikisi çok iyi anlaşıyorlardı. "Hemen geliyorum Üstat." Dedi Laeon gülümsemeyle.
Odadan çıktı ve koridorda yürürken Lordlara rastladı. Lordlar Drumm ve Botley reverans yaptı ve "Bir şey istermiydiniz Lordum." dedi Jossifer Botley. Yaşlı Lord Botley simsiyah ve upuzun saçlarıyla anılırdı. Ona yosun saç derler, o da kendiyle övünürdü ama Laeon geçen gün onun övünç kaynağını almıştı ve şimdi Lord kısa saç ile soytarıya benziyordu. Laeon'un dudaklarında gülümseme belirdi. Bana yaranmaya çalışıyorlar, diye düşündü. Korku her kapıyı açar. "Hayır, teşekkürler. Sadece kutsanma törenini görmenizi isterdim." "Tabiki geliriz Lordum." Dedi Drumm. Ve iki Lord, diğer Lordları çağırmak için ayrıldı. Laeon aşağıya indi ve Rodrik'e kılıç talimi yaptırırken Elyana'ya rastladı. "Geliyor musun kardeşim." Dedi Laeon oğlunu yanağından öperek. "Sen, beni burada yanlız bırakmıştın ama ben seni asla bırakmam, Ağabey." Dedi alayla Elyana. Laeon'un aniden gülümseyen yüzü düştü. "Ah, üzülme." güldü. "Beni ben yapan o geçmiş anlardı. Hadi gel."
Laeon ile kardeşi, Karısı Reznya ve çocukları da aldılar ve tüm Lordlar ile birlikte deniz kenarına indiler. Rahip Harron işte oradaydı. Beline gelen gri saçları vardı. Kafasının tepesi çıplaktı. Siyah bir cübbe giyiyordu, elinde matarası vardı. Laeon adamın yanına geldi. Diğerleri yakın bir yerden izlemeye koyuldu.
"Başlayalım mı Lordum?" Dedi Rahip.
"Tabii, hemen başlayalım." Dedi Laeon nazikçe. Ona yabancı gözle bakan Lordlara kendisinin bir Demirdoğumlu olduğunu göstermeliydi.
Rahip diğer izleyenlere baktı ve konuşmaya başladı. "Greyjoy Hanedanı'ndan Laeon , bugün Boğulmuş Tanrı'ya inancını adayacak mısın?" diye başladı Rahip
"Evet." dedi Laeon
"Diz çök o zaman." dedi Rahip
Matarasının kapağını açtı ve konuşmaya başladı. "Hizmetkârın Laeon'un denizden senin gibi doğmasına izin ver. Onu tuzla kutsa," Rahip suyu Laeon'un kafasına dökmeye başladı. "Onu taş ile kutsa, onu çelik ile kutsa." Rahip suyu Laeon'un kafasına dökmeyi bitirdi.
"Ölen bir daha ölemez." dedi Laeon Greyjoy.
"Ölen bir daha ölemez." diye tekrar etti Rahip ve ekledi. "Ama daha sert ve daha güçlü olarak yeniden doğar. Ayağa kalk"
Laeon etrafına baktı. Elyana gözleriyle onu süzdü ve kafa salladı. Gözleri ile evet, sen gerçekten Demirdoğumlusun diyordu. Karısı, Laeon'un ne yaptığını anlamamış gibiydi, boş gözlerle kocasına bakıyordu. Laeon karısına gülümsedi. Ardından Meeren'de azat ettiği köle muhafızları arkasına geçti. Tüm izleyenler ve Rahip ile birlikte kaleye doğru yürüdüler. Bir azatlı köle konuşmaya başladı. Kendisi Üstat Rafford'dan Ortak dil öğreniyordu. "Lord'm, ben siz gibhi kutsanabilmiyim?" Laeon adamın ne demek istediğini anladı. "Tabiki, Rahibe söylerim. Memnuniyetle yapar." Adamın yüzüne baktı Laeon. Mutlu bir çocuk gibiydi. Beni babası gibi görüyor diye düşündü. Sonrasında kaleye geldiler ve Laeon çalışma odasına geçti. Diğer Lordlar ve Laeon'un dalkavukları Lord Drumm ile Lord Botley izin isteyip ayrıldılar. Rahip sandalyeye oturmadan konuşmaya başladı. "Sende Tanrımızın arzularını gerçekleştirecek bir adam görüyorum. Umarım yanılmam Laeon Greyjoy." "Umarım Rahip Harron, şarap?" diye sordu Laeon nazikçe. "Yok, gitmem gerek. Tanrı'm beni bekler." Rahip küçük adımlarla odadan çıktı.
Rahibin ardından Laeon bir kaç kadeh şarap içti ve uykuya daldı. Rüyasında Valyria'yı gördü. Dumanlar tütüyordu. Gri adamlar kol geziyordu. Garip bir koku vardı. Ölüm, diye düşündü Laeon. Ölüm kokuyor. Arkasına döndü ve taş adama dönmüş babası ona Adildemir'i sapladı. Laeon aniden rüyadan uyandı ve soluklandı. Son zamanlarda rüyasında Valyria'yı görüyordu ve rüyalar gerçek gibiydi. Valyria'yı sadece on saniye boyunca görmüştü ama bu bile yetmişti. Ve babasını görmek... Lordları korkuttum ama asıl korkan benim diye düşündü. Matarasından su döktü ve yüzünü yıkadı. Ardından bir kadeh şarap içti, kendine gelince de talim için kız kardeşinin yanına gitti.
submitted by BartuFendel22 to buz_ve_atesin_dunyasi [link] [comments]


2020.01.10 03:14 ill-be-back4 SOSYAL MEDYA BAĞIMLISI KAHPE KIZA VERDİĞİM AKILALMAZ DERS————Dün hayatımda en alfa olduğum 3 anımdan birini yazdım ve beklemediğim şekilde ilgi gördü belki de sadece 3 tane böyle güzel anım var ama paylaşmak çok hoşuma gitti bugün sizlere bu 3’ünden zirvedekini paylaşıyorum umarım beğenirsiniz.

Okulda Didem isminde bir kız vardı ve ben ondan hoşlanıyordum. 2 defa göz göze gelmiştik. Çok az konuşmuştuk reddedilirim diye çekiniyordum. Bir teneffüs okul bahçesinde onu Duygu diye biraz sohbetimin olduğu kızla yan yana gördüm telefondan bir şeylere bakıp aralarda etrafı süzüyorlardı. Fırsat bu fırsat yanlarına gidip selam verip Duygu’yla konuşmaya başladım okulda olan bir konu hakkında espiri yaptım ikiside güldü Didem’e anlık bakakaldım. Duygu kurnazdır cin gibidir anladı o. Ne güzel güldün dedim(Kız aralarda telefona bakıyor) hafif kızardı”hıh! teşekkürler” dedi. Ben ne diyeceğimi bilemedim ikisine de bakıp görüşürüz dedim. Duygu kinayeli kinayeli görüşürüz dedi. Bizim sınıfta Beyza isimli bir arkadaşım ile Duygu çok yakın arkadaşlar ikisi çöpçatanlık yapmaya karar vermiş ve ilk Didem’le konuşmuş sonra da Benle konuştular. Ben onlara nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Aralarda saçmalıyorum her neyse kız da konuşalım gözüyle bakmış.Numarasını verdiler bu akşam mesaj at dediler tamam dedim. Akşam konuştuk Cumartesi için bir kafede sözleştik.Bana 2-3 kere”inanamıyorum nasıl instagramın yok”yazdı. Ben instagram kullanmayı pek sevmem,genel olarak sosyal medyaya yaklaşımım böyle insanlarla yüz yüze konuşmaya daha çok değer verir önemserim. ——- sıkılmayın diye bu bölümü karşılıklı metin olarak yazdım.—(-ben +Didem )
(Kafese saat 4te buluştuk, köşede bir masaya geçtik,birer kahve söyledik) -Konuya direk giriyorum ama, senden bir süredir hoşlanıyordum senin de benimle görüşmek istemen beni çok mutlu etti. +(tatlı bir gülümsemeyle) ben de mutlu oldum(göz ucuyla telefonla uğraşıyor,hatta masaya oturduğumuzdan beri gözü habire telefonunda) seni birkaç defa gördüm İsmini öğrendim ama instagramda seni bulamadım. Kullanmaman beni çok şaşırttı. - Neden bu kadar şaşırdın Wp’de de birkaç kere sordun. +Bilmem instagram kullanmayan kaldı mı yha? - Ben varım.(ardından uzun uzun açıkladım) +hmmm bence yanlış bir bakış açısı kimin ne yaptığını merak etmiyor musun? -Edersem ararım konuşurum + öyle değil,yani şu an kim ne yapıyor -hayır etmiyorun +İlginç (telefonla uğraşmaya devam ediyor) [kahveler gelir] {Ekleme: kız bu kadar düzgün konuşmuyor. Tam gerizekalı Resmen yabancı kelimelerin arasına birkaç Türkçe kelime serpiyor,ben size düzgün şekilde aktarıyorum yoksa kanser olursunuz} - Hobilerin neler? Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun? + Pek boş zamanım olmuyor(telefonla oynuyor) -(sözünü keserek) Sosyal medyadan zaman kalmıyordur + ahahaha evet biraz öyle ıııı şey ders de var tabi - A evet evet dersler zor + evet.... (telefonla oynuyor) - Yapmaktan hoşlandığın bir şeyler vardır elbet + Arkadaşlarımla buluşuyoruz(telefonla oynuyor) - hmmm{onu mu sordum aptal,niteliksiz orospuçocuğu} [ Telefonu çaldı. Aleyna diye biri arıyor] + aaaa şey buna bakmam lazım - Tabi Bak sorun yok (sandım masadan kalkacak dışarıda bir yerde konuşacak açtı telefonu masada kahvesini yudumlarken konuşuyor. Muhabbetleri birinin dedikodusu,içimden diyorum şuna biraz bakıp kendimce başka kusurlarını da bulayım) garson: bir isteğiniz var mı efendim? - Yok teşekkürler (Ben etrafıma bakıyorum,garson benden yaşça büyük bir abi o da arada bana baktı,bu benim dikkatimi çekti. Herhalde acıdı amk) + Kusura bakma(telefonu kapattı) - Sorun yok. Ee hep ben sordum biraz da sen sor. Benim hakkımda merak ettiğin şeyleri + Sosyal medya olarak wp’nin dışında kullandığın bir şey var mı? -Yok (sora sora bunu mu sordun amk salağı) +Sıkılmıyor musun peki? (telefonla oynuyor) -Dediğim gibi sosyal medyanın zamanımı fazlasıyla harcadığını düşünüyorum. {Bu arada Elbette KGB için Facebook kullanıyorum ama sadece KGB için.} - Ben (vurgulayarak) Gerçek konuşmanın daha önemli olduğu kanısındayım. DUYGULARIMI NEŞEMİ,SEVİNCİMİ,ÜZÜNTÜMÜ, TUTKUMU,SESİMİ EVET SESİMİ telefon yeterince yansıtamaz. +Emojiler var hahahahhahah -Yetmez(espiriye de gülmedim,alfa değilim ama kötü espriye kolay kolay gülemem, sadece gülümsedim) +(Yüzüme bakıp,nadir bakıyor genelde telefonla meşgul) ııııııı Sesli mesaj?(geri telefonuna döndü o an hafif sinirim bozuldu) -(umutsuz bir ses tonuyla)Yeterince aktaramaz. Birinin elini tutmak birinin yüzüne bakarak düşüncelerini aktarmanın yerini yazı tutamaz. Bak ne örnek vericem Romeo ve Juliet’i okuyabilirsin ve elbette çok güzeldir. Ama bunu iyi yani özenle oynanan iyi oyuncuların oynadığı bir oyunu izlediğinde o oyun hakkındaki izlenimin farklı olur,yazıdan farklı anlamlar çıkabilir ama oynan oyunun anlattığı daha belirgindir,yoksa tabi kitap okumaya karşı değilim bilakis çok okurum.(damağım kurudu kahveden bir yudum aldım) (Bu arada ben konuşurken bir telefona bir bana bakıyor) +Evet bu örnekle sana katılıyorum. Ama sen kitap okumakla mesajlaşmayı karıştırıyorsun. -Galiba bu konuda anlaşamayacağız.( aslında düşünceni savunmaya devam edecektim ama vazgeçtim.Bir de anlaşılan kitap okunuyordu.Etrafımdaki masalarda oturan insanları biraz inceledim.Korka korka sordum) -kitap okumakla Aran nasıl en son hangi kitabı okudun? + dediğim gibi Çok zamanım olmuyor. En son Dede Korkut’u okudum. -Sanırım O Edebiyat öğretmeninin geçen yıl sınavda sorarım diye okutup sınavda sorduğu için +ahahahhahahahahahhaha -ahahahahhahahahahha (Ne kadar aptal bir oç olduğuna güldüm) -Hep ben soruyorum biraz da sen sor ya + (telefonla bakıyordu kafasını kaldırıp) ıııı evet evet öyle oldu(mesajını tamamlamaya çalışıyor merak edip masadan baktım İrem yazıyordu. Bense telefonumun ilk defa çevirip saate baktım ve ekran masaya gelecek şekilde tekrardan masaya koydum) + tamam ben soracam (telefonla oynuyor) hmm (telefonu çaldı Bu sefer Merakım biraz kabardı hafif kalkarak baktım Büşra yazıyordu) +şeey önemli -bak bak sorun yok ( çevremdeki masaları süzüyordum. Arkamdaki masada bir çift biri şarap biri bira içiyor sürekli gülerek sohbet ediyorlayan masada 4 kişi yani 2 çiftlerdi kahve içip sohbet ediyor biraz biraz telefona bakıyorlaönümdeki masada yine bir çift bira içip sürekli telefonla uğraşıyorlaçaprazımdaki masa kalabalık 5 kişi 2 çift var Bira,şarap içiyorlar,benim yaş gurubum telefonlar masa üzerinde ama hiç ilgilenmiyorlar. Birbirileri ile konuşuyor gülüyorlardı bazen de hararetli tartışmalasapların olduğu masalar ilgimi çekmedi.) (5kişinin olduğu masada boşta olan kız arada etrafı süzüyor bakınıyor anlaşılan biraz sıkıldı ya da orada tek olmak onun sıkılmasına sohbetten uzak kalmasına neden olmuştu Didem orospusu konuşmasını bitirene kadar 5 kere göz göze geldik çünkü galiba hayvan gibi bakmıştım. Didem’den güzellik olarak farkı çok yoktu Didem’in boyu daha uzundu sadece. Çok baktığımı farkedince Didem e baktım. Tam sığır, mal mal mal, maldan farkı yok. Konuşma bitti ama çok uzun sürdü kahvem soğudu,hoş gerçi ben soğuk kahve severim. Bu arada Büşra ile sadece dedikodu yaptı.Konuşma bitti) -Önemli dedin ama sadece dedikodu yaptın ya +ahahahahaha kızların önemlileri böyle oluyor (telefonla uğraşmaya devam ediyor) - Saygısızlık olmuyor mu?(diğer masadaki kızla 2 kere daha bakıştık) + Nasıl? (Bir gözü telefonda,artık canıma tak etti anasını sikecem) -Senle konuşmak istiyorum gözüme bile bakmıyorsun sürekli telefonla meşgulsün +Evet biraz öyle oldu. Hıhı ama tamam haklısın [telefonu yine çaldı.Yine Aleyna]
+Şeyyy önemli bir şey değilse söz kapatcam.(açtı nasıl ya falan dedi 1 dkk sonra anladım bir kızın dedikodusunu yapıyorlar,bu arada benim kahve bitti bunun ki de 1 yudum kalmış) [Diğer masadaki kızla birkaç defa daha göz göze geldik.Masaları daha da dikkatimi çekti çok neşeli,sıcak kanlı insanlara benziyorlardı.] Garson: Bir şey istermisiniz? (Benim bardağımı aldı) -Evet, 2 tane tuzlu fıstık bir de hesap Garson:Hesap? -Evet hesabı da alabilir miyim? Fıstıklarla beraber lütfen Garson: tabi -Teşekkürler (Didem kevaşesi duymuyor bile +(fısıltıyla) kusura bakma(dedikoduya devam ediyor) -(başımı yukarı aşağı sorun yok ifadesinde salladım ve gözlerimi kırptım) [bu arada sadece erkek garson değil kadın garson da bizim masayla çok ilgiliydi o da bana acımıştır] Garson:Buyrun -Teşekkürler Garson:(Geride siparişlerin girildiği ekranın yere çekildi kadın garson da orada etrafa,arada bize bakıyor) +(Hesap ve fıstıklar gelince şaşırdı,konuşmasını bitirdi) -(hesabı bahişiyle bıraktım.) -Hoşçakal(garsona işaret yaptım geldi,bayan olan da önümdeki masanın siparişini aldı sonra durdu bize baktı) +(Şaşırmıştı,bir bakakaldı) Nereye! -GÖZLERİNİN İÇİNE BAKABİLECEĞİM BİRİLERİNİN YANINA +Anlamadım??? -Şaşırmadım (Çok sikici bir gülümseme attım). Şarjı bitmesin dikkat et dedim +Ne demek bu şimdi? - Engellendin demek.(güldüm)
[Fıstıkları elime aldım 5 kişinin olduğu masaya gittim ,bizim masayla arada biraz mesafe vardı,] - Size katılabilir miyim ? 5 kişilik grup: (birbirilerine baktılar,ben kıza gülümsedim onlar bizi gördü ) Tabi, Buyur,Gelsene -Bunlar sizin için(fıstıkları verdim) [Teşekkür ettiler,kendimi tanıttım konuşmaya başladım,kendimi sevdirme gayretine girdim] [Didem masada yarrak gibi kaldı. Şok olmuştu bana bakakaldı,orda bir 5 dkk durmuştur.] [O 2Garson bana helal olsun lan der gibi bakıyor, öff of Puf yapıyorlar,kıza bakıp kıkır kıkır gülüyorlar] Didem giderken gözleri dolmuştu. Yolda salya sümük ağlamış zaten, Duygu’ya şikayet etmiş beni. Duygu olayı 2’mizden de dinledi. Didem’le bir daha konuşmadı. Garsonlar benle tanıştı. Artık Açelya ablam ve Oğuz abim oldular. Haberlerini alırım arada çalıştıkları yere uğradığım olur. Görürsem konuşuruz. Kızla İlayda’yla tam 2 ay çıktım. Hiç pişman değilim çok güzel vakit geçirdik. Kalan 4’ünden 2’si ile hala görüşürüm. Didem’in İzzet-i itibarını sikeyim. Hiçbir ilişkisi 1 aydan uzun sürmedi. Beyza’nın dediğine göre istediği üniversiteyi de kazanamayınca ailesi ile tartışmış depresyondaymış, ama kafa aynı kafa hala instagram orospusu,sosyal medya bağımlısı bir orospuçocuğu.
Hikaye bu kadar sizden ricam bir am için böyle durumlara katlanmayın. O gün diğer masa beni kabul etmeseydi fıstıkları ikram edip çıkardım. Belki 1-2 shot atar ya da Duygu’yu arayıp hay övdüğün kızın amınakoyayım derdim. Hayat kısa bir yerlerde bir başkası bulunur. Yok kilitmiş yok çurab’mış boş bu işler.
Hayat bir gün o da bugün.
submitted by ill-be-back4 to KGBTR [link] [comments]


2015.01.09 07:25 lgbtifm LGBTİ FM Bir Röportaj: Doğuda Eşcinsel Olmak

Beni en çok heyecanlandıran birinin hayatını öğrenmeyle birlikte LGBTİ FM in ilk röportajı olmasıydı. O kadar sıcak samimi, duygusal ve enerjik bir sohbet geçirdik ki buraya kelimelerle aktarmam mümkün değil. Yazılan kısım röportaj için yapılan görüntülü görüşmeden belki çok azı o kadar değerli ve kıymetli ve aynı zamanda doğruluk payı yüksek şeyler söyledi anlatamam. Fakat özetlemeye toplamaya çalışıp okunur hale getirmeye çalıştık. Umarım beğenirsiniz…
  1. Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz? Ben 1990 Erzurum merkezde doğdum. Doğduğum gün adımın konmasıyla birlikte aslında bana başka bir şey de konmuştu o da diğerlerinden farklı bir his olan eşcinsellik. Liseyi bitirdim ne çok başarısız nede çok başarılı bir öğrenciydim. Üniversiteyi ilk girişte kazanamadım. Bende çalışmak istedim. Şimdilerde tekrardan üniversite sınavına hazırlanıyorum. Bir abim birde kız kardeşim var. Annem hep susar olaylara karşı, babamda aslında çok karışmaz etliye sütlüye ama abim çok diktatördür. Kız kardeşim her şeyden ve herkes den daha kıymetlimdir. Beni anladığını, hissettiğini anlıyor ve düşünüyorum.
  2. Daha önce Erzurum Dışına çıktınız mı? Aslında tam anlamıyla hayır. Şöyle ki bir amcam var hem maddiyat hem de eğitim düzeyi olarak bizim aileden daha yüksek kısımda. Onunla iki yaz boyunca Ege bölgesine ve Karadeniz’e gitme fırsatım oldu. Ama eşcinsellerin ne yaşam şekillerini tam gördüm nede aile yapılarını ama insanlarının üzerinden eğer değerlendirir isek Ege bölgesi kısmı daha açık ve medeni duruyor bu konuda. Tabi insanların yaşam kaliteleri ve eğitim durumları bu olayı etkiliyor.
  3. Anladığım kadarıyla Doğu’da eşcinsel olmak zor? Zor da laf mı? İnsan dostluk amaçlı dahi olsa biriyle buluşup görüşmeyi en az üç kez düşünüyor. Acaba dürüst mü? Güvenilir mi? Başka amaçları olabilir mi? Kaç arkadaşımdan duydum sırf rezil olması için aşırı bağnaz dinciler buluşma perdesi altında eşcinselleri davet edip arkasından ya kalabalık bir meydanda rezil edip yada darp ile sonuçlanan çirkin olaylarla eşcinselleri dışlıyor daha da kötüsü öldürmek istiyor. Ayrıca insanların giyim, kuşam vb. her şeyini topluma göre düzenlemek zorunda neredeyse. Misal uzun saçlı veya küpeliysen mutlaka ya laf yersin yada garip bakışlar eşliğinde sokakta arzı endam edersin. Ama yine de Erzurum diğer Doğu illerine göre daha modern.
  4. Yaşadığınız veya şahit olduğunuz olumsuz bir olay var mı? Bizzat yaşadığım bir olay var. Bir chat sitesinden tanıştığımız beğendiğim biri oldu. Hoş o kişi ilk ve sondu. Neyse Erzurum’un meşhur bir meydanı vardır. Orada buluştuk. Konuştuk, anlaştık amacım ilk buluşmada sıcak bir dostlukta asla aklımdan ve aklımızdan sex geçmiyordu. En azından beni evine götürmek için öyle görünüyormuş. Evine gittim film izlemeye bir şeyler yiyip içmeye başladık. Bir yandan titriyor bir yandan da soğuk soğuk terliyordum. Korkudan değil karşımdakine güveniyor ve heyecanlanıyordum. Masum bir öpücük istedi. Sonra devam etmek istedi fakat daha 16 yaşımın sonlarına doğru bir çocuk gibi istemediğimi bildirsem de beni zorla pasif ilişkiye zorladı. Duyduğum küfürler, vücuduma aldığım darplar hem korkudan hem de sinirsel bir şekilde vücudumda titremelere ve göz yaşına dönüşüyordu. Bildiğim tek şey Doğunun cinsel açlıkla asla ama asla insani şeyler yapamayacağı o saatlerden hatırladığım tek şey acı! İlk ve son ilişkim bir tecavüz vakasıydı. Sonra o evden nasıl çıktım evime nasıl vardım hatırlamıyorum ama hafta sonu boyunca odamdan çıkmadım. Bedenim ağrıyordu ama ruhum daha çok acı çekiyordu. Size okuması ve dinlemesi kolay gelse de, yaşadıklarım belki bir veya iki saate gerçekleşse de benim için bir ömür boyu. İşte yaşadığım Doğunun cinsel açlığından kaynaklanan olumsuz bir olay.
  5. Bu kötü olaydan sonra eşcinsellikten soğudunuz mu? Bu bir renk, zevk yada bir arzu değil ki soğuyasın. Bu bir duygu siz gülmekten soğuya bilir misiniz? veya aşık olmaktan? Eşcinsellik ne kadar ağır travmalar atlatılsa da bir yaşam şekli değil ki değişsin. İnsanın ruhu veya özü. Yani soğumadım ama kendimi soyutladım.
  6. Eşcinseller böyle daha sayısız olay ve travmalar atlatmakta peki ne yapmalılar? Bence öncelikle mutlaka ama mutlaka uzun uzun gerek internetten gerekse topluma açık bir alanda konuşmaları ailelerden, yaşam şekillerinde, hatta ve hatta eğitim durumlarından konuşmalı ve bireyler uzun konuşmalardan sonra yalnız kalmayı seçmeliler ki bu tür istenmeyen olaylar yaşanmasın ama bu dediğimi yapan neredeyse hiç çünkü affedersiniz ama herkes şeyinin derdinde. Yani şikayet etse ailesi öğrenecek etmese içinde dert kalacak, psikolojisi bozulacak ama unuttuğu şey ikisi de kendi elinde eğer doğru dürüst tanır ve yalnız kalırsa bu olaylar yaşanmaz.
  7. Eşcinseller niçin toplumdan dışlanıyor? Açık değil mi? Hepsi birer yatak hastası gibi toplumda dolaşıyor. Siz olsanız çocuğunuzun gelişme aşamasında yatak delisi, tuhaf giyinmiş insanlıktan uzak hareketlerle dolaşan kişilerin önünde büyümesine izin verir misiniz? Sakın sözlerim yanlış anlaşılmasını şunu kastediyorum. Toplumun belirlediği şekilde giyinmeye, konuşmaya hatta koyduğu kurallara uzak davrana bilirsiniz. Ama başkalarının yaşam şekillerine, özgürlüklerine ve özellikle aile yapılarına dokunmadan zarar vermeden. Bir iki eşcinsel bir araya geldi mi hemen sokakta ki tüm erkekleri süzüp bir de sesli bir şekilde dile getiriyorlar bu yanlış tıpkı kızlara laf atan diğer erkeklerin yaptığı gibi. Yani toplumla birlikte eşcinseller kendilerini de dışlanacak şekilde reklam ediyorlar.
  8. Gerek kurduğunuz cümlelere gerekse yaşınızdan daha olgun ve tutarlı oluşunuz ve açıkçası yaşadıklarınızdan sonra bu şekilde dik bir biçimde kalmanız nasıl oluyor? İnsanın yazı dilini, konuşma dilini ve dahasını ne yaşadığı çevre nede imkanları belirle kişinin ta kendisi belirler. Eğer az imkânın varsa bu imkânı maksimummuş gibi kendinize moral depolayıp sonuna kadar doğru kullanıp kendinizi geliştirmek zorundasınız. Eğer birinin interneti varsa onun her şeyi var demektir. Bu internette kişi nasıl zaman geçirdiğine bağlıdır. Eğer siz pornografik zaman geçirirseniz bu imkanla değil kişiyle ilgilidir.
  9. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Öncelikle başarılarınız devamını dilerim. Güler yüzünüz, cesaretiniz ve en önemlisi insanlığınız beni şaşırttı. Yaşıtlarınız başka işler peşindeyken siz düşünceleriniz, doğru olan eşcinsel düşüncelerini doğru şekilde yansıtmak için uğraş içindesiniz. Umarım uzun soluklu olur.
Not: Dördüncü soruyu yanıtlarken göz yaşlarının akması beni o kadar etkiledi ki keşke soruyu sormasaydım dedim. kesmek ve o anı yaşatmamak için araya girdiysem de kurduğu cümle beni daha da etkiledi “ senin bu soruyu sormaman veya bu anı durdurman beni oradan kurtarmayacak. Lekesi ve içimde duran onun öfke çocuğu hemen hemen her gün dokuz ayı tamamlayıp içimde doğuyor. Bırak anlatayım belki seks delilerine örnek teşkil eder” .
Bu röportaj LGBTİ.FM adına "sanatkedisi Burak DİKİLİTAŞ" tarafından yapılmıştır. Kendi isteği üzerine ismi gizli tutulmaktadır. "M.A.D"
submitted by lgbtifm to lgbtifm [link] [comments]


Benimle Hazırlan  Kız Kıza Gece  Mor ve Altin Gozler Sade Dudaklar Edip Yüksel (T) Celal Şengör Bir kadının bir erkekten hoşlandığı nasıl anlaşılır  İlginç bilgiler  Aklında olsun 2. Max karakterim Maya Adaya Düşsse Yanına Ne Alır Baba - Kız Yollarda  Bizim Aile

Bir Kızla Nasıl Tanışılır ? ÖRNEK CÜMLELER

  1. Benimle Hazırlan Kız Kıza Gece Mor ve Altin Gozler Sade Dudaklar
  2. Edip Yüksel (T) Celal Şengör
  3. Bir kadının bir erkekten hoşlandığı nasıl anlaşılır İlginç bilgiler Aklında olsun
  4. 2. Max karakterim
  5. Maya Adaya Düşsse Yanına Ne Alır Baba - Kız Yollarda Bizim Aile
  6. Uploads from rimel askina - YouTube

Bu sohbet bir an da Maya adaya tek başına düşerse yanına alacağı 3 şeye kadar geldi dayandı... Bizim Aile'nin eğlenceli videolarını takip etmek için ücretsiz abone olma linki burada ... Ünlü bir jeolog ile bu konuda dün bir sohbet yaptım. Bunu birkaç gün içinde inşallah tartışacağım. ... Ne idüğü belirsiz kimselere verilmesin diyor. ... Kız Kardeşim Fatma Aynur ... The next video is starting stop. Loading... Watch Queue Erkekler ne kadar basit yapıdalarsa kadınlar da bir o kadar karmaşık yapıdadırlar. ... Yine de o sana konuşmadığın anlarda bile tebessüm ile bakacaktır. Seninle sohbet ederken ... Skip navigation Bugun Ne Yedim 2 Tembel Kızın ... Dünyanın En Kolay Okul Makyajı & Sohbet Bir urunu kac sekilde kullanabilirim? - Duration: 15:01. ... İbrahim Selim ile Bu Gece #Evde: ...